Dilek AVŞAR

Merhaba adım Dilek Avşar. Ben bir metin yazarı ve seslendirmenim…

Sanata ve edebiyata olan ilgimin başladığı ilk yıllar sanırım ilkokul yıllarıydı. Türkçe dersinde eş anlamlı-zıt anlamlı-eş sesli kelimeleri ilk öğrendiğimde onlarla haşır neşir olmaktan cok mutlu olduğumu hatırlıyorum. Belki bilirsiniz 90’lı yıllarda “Bir Kelime Bir İşlem” diye bir yarışma programı vardı. İzlemeye bayılırdım. Kelimelerle, cümlelerle uğraşmak benim için kesinlikle çok keyifliydi. Küçük yaşlarda başlayan bu edebiyat ve sanat tutkum hiç bir zaman da bitmedi. Hiç unutmam anneme her küstüğümde onunla konuşmak yerine mektuplar yazıp yastığının altına koymayı tercih ederdim. Sonra ortaokul – lise yıllarında yazdığım şiirler, kompozisyonlar dikkat çekmeye başladı. Zaten bana ya şarkı söyletirlerdi ya da şiir yazdırırlardı. Laf aramızda edebiyat ve psikoloji derslerinden en yüksek notları da ben alırdım. Küçükken ne olmak istersin diye sorduklarında sahne sanatçısı ya da TRT spikeri derdim. Yıllar geldi geçti ve ben de her Türk genci gibi olağan klasik kaderle kendimle hiç alakası olmayan işletme ile ilgili bir bölüm okudum. Ama ne var ki döndüm dolandım kendimi yine yazmakla ilgili olan bir işte -metin yazarlığı işinde- buldum. Çalıştığım şirketin kurumsal iletişim sorumlusuydum. Basın ve tanıtım bültenleri, kurumsal tanıtım, reklam yazıları, duyurular vs. yazıyordum. Bu arada şirketin “hoş geldiniz dahili numarayı biliyorsanız şunu tuşlayın bilmiyorsanız bunu tuşlayın” diye devam eden santral bant kaydında da benim sesim dönüyordu. Sonra ileriki yıllarda anne olunca evden çalışarak yazmaya devam ettim. Kitap yazan kişilerin yazım danışmanlığı, bozuk cümle düzelticiliği gibi her türlü yazı işlerinde joker yazar olmuştum.

Fırsat buldukça arada şiir, hikaye, deneme gibi kendimce bir şeyler karalarım. İnstagramdaki  sayfamda bazen paylaşıyorum. Birkaç sene  önce de hiç aklımda yokken kendimi bir anda seslendirme dünyasının içinde buldum.  Öncelikle hobi amaçlı gittiğim bir kursta diksiyon, diyafram, ses eğitimi, dublaj ve seslendirme dersleri aldım. Halen bu konudaki öğrenme yolculuğum devam ediyor. Hocalarım sesimin iyi olduğunu söylüyorlar. Şiir, kitap, reklam, belgesel ve kurumsal tanıtım gibi seslendirmeler sanırım en tercih ettiklerim. Sesimi projenin içeriğine göre duygusal, enerjik, eğlenceli, ciddi, arkadaş canlısı, sevimli, bilgilendirici, dinlendirici gibi bir çok farklı karakterde kullanmak çok keyifli. Bizim işimiz zaten adı üstünde mikrofon oyunculuğu. Bence bir eseri yazan kadar seslendiren de çok önemli. Tıpkı bir çiçeğin yüzünü güneşe dönmesi gibi yazılan bir eserin iyi bir seslendirmeyle daha da parlayacağına, farklı lezzette yeniden hayat bulacağına inanıyorum.
Herkesin hayatı daha anlamlı kıldığına inandığı mutlulukları, yaşama sevinci kaynakları vardır. Benim de var. Sanat, müzik, doğa, çiçekler, böcekler, kuşlar, şarkılar, türküler, şiirler, çocuklar, iyi insanlar.. Benim zaaflarım da bunlar. Çocuklar ve yaşlılarla çok iyi anlaşırım. Çocukların gözlerindeki o saflığa, yaşama sevinçlerine, her şeyi oyuna dönüştürmelerine bayılıyorum. Yaşlıların ise tası tarağı asmış dinginlikteki yaşam öğütlerini dinlemeyi çok değerli buluyorum. Sevgiye, dostluğa, vefaya cok kıymet veriyorum. İstiyorum ki insanlar aslında sadece biraz daha özenle hayatı çok daha basitlestirebilceklerini, güzelleştirebileceklerini farketsinler. Gülümseyerek selamlaşmak bunların en basitlerinden biri mesela. Herkese selam ve sevgiyle, güzel paylaşımlarda buluşabilmek dileğiyle..

Dilek AVŞAR