Belgin BİLGİLİ / CMO / FİNANS DİREKTÖRÜ

Üstün emek sarf edilen, yoğun işçilikte; “emeğin karşılığının ödenmesi” konusunun ne kadar önemli olduğu tartışmasızdır…

Gerek bedenen gerekse zihnen harcanan yoğun emeğin bu sistemde; “maddi karşılığı” aslında sadece kelime olarak “var”. Aslında yok!

Konuyu sadece edebiyat sektörü açısından ele alırsak;  kurgu, hayal gücü, gözlem ya da deneyim olarak hislerini harflere dökebilen yazarlarımızın bu güne kadar yaşadıkları; “var”lara göz atarak başlayalım.

Hemen hemen herkesin aklının bir köşesinde birikmiş, iki cümlede olsa kanat çırpan kelimeler vardır.

Bu kelimeleri çoğaltıp satırlara ve sayfalara işleyen kişi yaşına başına bakmadan anne/ baba olmuştur. Artık onun eline aldığı taslağından daha güzel bir; “eser” yoktur. Bu sürecin ilk başında yaşanan başarma hissi ise tarifsizdir.

Hemen basılmalı ve hemen görücüye çıkmalıdır bu eser, eser basılmadan geçen her gün büyük bir kayıptır.

Yayın sürecini bildiğini tahmin ettiği kişilere akıl danışır, aklının yarısı eserinde, yarısı ise cebinde çıkılmıştır bu yola.

“Kitabınızı / taslağınızı getirin basılmışını götürün” vaatleri ile doludur her yer. Gerçek hayatta bulamadığı desteği, sosyal medyada, internetin derin çöplüğünde aramaya çalışır. Ne editör, ne yayın yönetmeni… Yol göstericisi yoktur.

 

Yayın evini neye göre seçeceğini bilmez, kıstası yoktur ve en büyük vaadi veren sözde yayınevi ile anlaşır. Ve yavaş yavaş büyük vaatlerin arkasındaki acı gerçekler ortaya çıkmaya başlar. Üstelik bunların bir kısmı sözleşmenin içinde gizlidir ama eserin somut bir şeye dönüşeceği umuduyla bazı detaylar gözden kaçar.

Sözleşme, telif hakkı, basım ücreti vs vs. Sonunu düşünen kahraman olamaz der ve elindeki emeğini bir an önce kitap olarak görüp sarılabilmek hayaliyle üç kuruş ücret karşılığı atılır imzalar. Üç kuruş dediysem de aldanmayın lafın gelişi o, yoksa istenen ücretler pek de öyle üç-beş kuruş değildir.

Uykusuz birçok gecenin sonunda basım ücreti denkleştirilir. Ve en büyük sevinç çileye dönüşür…

Yayın evinin editörü veya yayın yönetmeni kitap taslağına üstün körü göz atar, mizampajı düzenlenir alelacele, iki kapak tasarımı yapılır kitabı okuyup sindirmemiş, içeriği bilmeyen kapak tasarımcısı tarafından, hangi kapak görseli diye sorulur, ya bu ya bu seç birini. Aklındaki tüm kapak hayalin tuzla buz olur.  Ana karakterin de ağlar seninle, son okumadan -ki genelde künye kısmına koyulan hayali bir kahramandır- bihaber işleyiş onaylanır ve sonunda; “tamam” der yayınevi, baskıya gider.

Sözleşmede yazan sayı basılır, ya da sen öyle zannedersin zira kontrol mekanizması yoktur ve sana verilecek olan adet gönderilir.

 

Çok basit bir hesapla karşına çıkacak manzara üç aşağı beş yukarı şu şekilde olacak:

Kitap basım ücreti

Kitap satış siteleri: %50

Depolar %10

KDV/Kargo gibi giderlerle birlikte uzayıp giden listeden sonra size kalan dediğim gibi sadece paranın ismi olacaktır.

Vaadedilen tutarın 6 ay sonra 6 ay vadeli çekle ödeneceği gerçeğini de es geçmemek lazım. Enflasyonu da göz önüne alırsanız buhar sadece iz olarak size döner.

Tüm hevesiniz söner, artık yazmaktan ya da yazsanız da yayınlatmaktan vazgeçersiniz.

Sonraki tüm emek hazinenizi taslaklar halinde yastık altı edersiniz. Basılmış kitaplarınızın sessiz sedasız herhangi bir kitap satış sitesinde mahzun duruşu sizi üzer. Siz de artık küskün bir yazarsınızdır.

Bu süreci bizde yaşadık. ‘’Ama sistem bu şekilde’’ cümlesi her adımda karşımıza çıktı. Sistemi bulan, kuran, uygulayan kimdir sanırım kimse bilmiyor ama sistem işleyişinde tabiri caizse kitap satışlarının  ‘kaymağını yiyen’ taraf halinden çok memnun.

Mevcut sistem çarkının hizmet adı altında devam eden bu sömürücü işleyişine girmek istemedik, emeklerimizin boşa gitmemesi adına kendi ‘’sistemimizi’’ kurup uygulamayı amaçladık.

 

Bilgili Edebiyat Menajerlik Ofisi, kurucusu, uygulayıcısı, kuralları belli, her adımında emek kazanç anlayışının geçerli olduğu bu yeni bir ‘’sistem’’ ve güçlü akademik kadrosuyla el ele omuz omuza yola çıktı. Finans departmanı olarak maliyetlerin düşürülmesi ve telif haklarının günü gününe dağıtılması için çok yorulacağız ama biliyorum ki siz yazarlar ve yayınevleri bunu hak ediyorsunuz.

Sistemimiz inanılmaz, hakkaniyetli ve azimli.

Küskün yazarlar yerine ilk günkü gibi üretme heyecanı olan yazarlar olalım birlikte.

Hadi!  Unutulmuş, yastık altı ettiğiniz ve güvendiğiniz eserinizi getirin. Seçici kurulumuz değerlendirsin.

ÖNCE biz kazanalım SONRA siz anlayışı yerine;

ÖNCE siz kazanmaya başlayın SONRA biz.

 

 

 

Belgin BİLGİLİ / CMO / FINANCE DIRECTOR

It is indisputable how important the issue of “paying for the labor” is in intensive labor where superior labor is spent…

In this system, the “material equivalent” of the intense labor expended both physically and mentally actually “exists” only as a word. But in reality, it does not!

If we consider the subject only in terms of the literature sector, let’s start by taking a look at the “exists” that our writers, who can put their feelings into letters, as fiction, imagination, observation, experience.

Almost everyone has words, maybe only two sentences that have accumulated in the corner of their mind.

The person who reproduces these words and writes them on the lines and pages has become a mother/father regardless of age. Now there is not a more beautiful “work” than the one they hold in their hands. The sense of accomplishment experienced at the beginning of this process is indescribable.

This work should be published and made public immediately. Every day that passes before the work is published is a great loss.

 

They consult the people he thinks they know about the publishing process; half of his mind is on his work and half is in his pocket.

 

 

Everywhere is full of promises “Bring your book/draft and take the printed one”. They try to find the support they can’t find in real life, on social media, and in the deep dump of the internet. Neither editor nor editor-in-chief… There is no guide.

They do not know how to choose his publishing house, they have no criteria and they make a deal with the so-called publishing house that gives the greatest promise. And slowly, the bitter truth behind the big promises begins to emerge. Moreover, some of them are hidden in the contract, but some details are overlooked in the hope that the work will turn into something tangible.

 

Contract, copyright, printing fee, etc. They say nobody can be a hero if they think about the end, and with the dream of seeing their work as a book as soon as possible, they sign it for a very insignificant fee. Even if I said a very insignificant fee, don’t be fooled, that is just an example, In reality, the fees requested are not really that insignificant.

 

At the end of many sleepless nights, the printing fee is balanced. And the greatest joy turns into suffering…

The editor of the publishing house takes a quick look at the draft of the book, the layout is arranged hastily, two covers are designed, the cover designer, who has not read the book, has not digested it, and does not know the content, asks which cover image you want, choose one or the other. All dreams about the cover in your mind will be crushed to pieces. Their main character also cries with you, without knowing the last reading -which is usually an imaginary hero put in the tag section- the operation is approved and at the end; “Okay,” says the publisher, and it enters the printing process.

 

The number written in the contract is printed, or you think so because there is no control mechanism and the number to be given to you is sent.

 

With a very simple calculation, the scene you will see will be more or less like this:

book printing fee

 

Book sales sites: 50%

 

Warehouses 10%

 

After the list that goes on with expenses such as VAT/Shipping, as I said, only the name of the money will be left to you.

 

It should not be overlooked that the promised amount will be paid 6 months later with a 6-month maturity check. If you take the inflation into account, the steam will only come back to you as a trace.

 

All your enthusiasm goes away, you will either stop writing or will not publish even if you write.

 

You put all your next treasures of labor under the pillow in drafts. The sad stance of your printed books on any book sales site quietly will upset you. You are now a resentful writer.

 

We have gone through this process ourselves. The sentence “But that is the way the system works” appeared at every step. I do not think anyone knows who found, established, and implemented the system, but they are very happy with the profits of book sales, in the operation of the system.

 

 

We did not want to engage in this exploitative operation of the existing system wheel under the name of service, we aimed to establish and implement our own “system” so that our efforts would not go to waste.

Bilgili Literature Management Office set out shoulder to shoulder with its founder, implementer, a new “system” in which the rules are clear, and the understanding of labor and earning is valid at every step, and with its strong academic staff. As the finance department, we may get very tired to reduce costs and distribute copyrights on time, but I know that you writers and publishers deserve it.

Our system is incredible, fair and driven.

 

Let’s be writers who are as excited to produce as the first day, instead of resentful writers.

 

Come on! Bring your forgotten, under the pillow, and trustworthy work. Let our selection committee evaluate it.

 

Instead of the system of FIRST we earn THEN you.

 

FIRST you start earning THEN we.

بلگین بیلگیلی / CMO / مدیر مالی

قابل انکار نیست که موضوع «پرداخت بهای نیروی کار» در کارهای فشرده که در آن نیروی کار با ارزشی صرف می شود، اهمیت دارد…ا

در این سیستم، کار شدیدی هم از نظر جسمی و هم از نظر روحی انجام می‌شود. در واقع، پرداخت مادی فقط به عنوان یک کلمه “وجود دارد” . در واقعیت وجود ندارد!ا

اگر موضوع را فقط از نظر بخش ادبیات در نظر بگیریم; بیایید با نگاهی به “وجود داردی” که نویسندگان ما، که می‌توانند احساسات خود را به عنوان داستان، تخیل، مشاهده یا تجربه بر حرف‌ها بریزند، تا کنون تجربه کرده اند، شروع کنیم.ا

تقریباً همه کلماتی دارند که در گوشه‌ی ذهنشان انباشته شده و دست و پا می زند، حتی ممکن است اینها فقط در دو جمله باشند.ا

شخصی که این کلمات را تکثیر می کند و در خطوط و صفحات می‌نویسد بدون توجه به سن مادر/پدر شده است. حالا اثری زیباتر از “اثری”   که در دست گرفته است، وجود ندارد. حس موفقیت تجربه شده در ابتدای این فرآیند غیرقابل توصیف است.ا

این اثر باید سریعاً منتشر و عمومی شود هر روزی که قبل از انتشار این اثر می گذرد ضرر بزرگی است.ا

او با افرادی که فکر می‌کند در مورد روند انتشار مطلع هستند، مشورت می کند، نیمی از ذهنش درگیر کارش و نیمی درگیر جیبش است.ا

همه جا پر از وعده های “کتاب / پیش نویس خود را بیاورید و چاپ شده‌اش را ببرید” است. او سعی می کند حمایتی را که نمی‌تواند در زندگی واقعی پیدا کند را در رسانه های اجتماعی و در زباله های عمیق اینترنت پیدا کند. نه سردبیری، نه مدیر پخشی… هیچ راهنمائی وجود ندارد.ا

او نمی‌داند چگونه انتشارات خود را انتخاب کند، معیاری ندارد و با به اصطلاح انتشاراتی که بیشترین وعده‌ها  را می دهد قرارداد می‌بندد. و کم کم حقیقت‌های تلخ پشت وعده‌های بزرگ آشکار می‌شود. علاوه بر این، برخی از آنها در قرارداد پنهان است، اما به این امید که کار به چیزی ملموس تبدیل شود، برخی از جزئیات نادیده گرفته می‌شود.ا

قرارداد، حق چاپ، هزینه چاپ و غیره. او به خود می گوید کسی که به پایان قضیه فکر کند نمی‌تواند قهرمان شود و با آرزوی اینکه هر چه زودتر اثرش را به عنوان یک کتاب ببیند، آن را در ازای مقابل هزینه ای ناچیز امضا می کند. البته اگر می‌گویم ناچیز، گول نخورید، مثال زدم، وگرنه هزینه‌های درخواستی واقعاً ناچیز نیست.ا

در پایان بسیاری از شب های بدون خواب، هزینه چاپ مساوی سازی می‌شود. و بزرگترین شادی به رنج تبدیل می شود…ا

ویراستار انتشارات، با عجله نگاهی بر پیش نویس کتاب می‌اندازد، صفحه آرایی با عجله انجام می‌شود، دو عدد جلد طراحی می شود، طراح جلد که کتاب را نخوانده، هضم نکرده و محتوا را نمی داند، می‌پرسد که کدام تصویر جلد را می‌خواهی، یکی از این دو را انتخاب کن. تمام رویاهای جلد کتاب در ذهنت  تکه تکه خواهد شد. شخصیت اصلی تو نیز با تو گریه می کند، این روند بدون مرحله‌ی آخرین خوانش تایید می شود – که معمولاً مسئولش یک قهرمان خیالی است که اسمش در قسمت برچسب قرار می گیرد و در پایان; ناشر می گوید: «بسیار خوب» و  کتاب می‌رود تا چاپ شود.ا

تعدادی که در قرارداد نوشته شده چاپ می‌شود یا شما اینطور فکر می کنید چون مکانیزم کنترلی وجود ندارد و تعدادی که به تو گفته شده، برایت ارسال می شود.ا

با یک محاسبه بسیار ساده، صحنه ای که خواهید دید کم و بیش به این صورت خواهد بود:ا

هزینه‌ی چاپ کتاب

سایت‌های فروش کتاب: 50%ا

انبارها 10%ا

بعد از لیستی  با هزینه‌هایی مانند مالیات بر ارزش افزوده/ارسال، همانطور که گفتم، فقط نام پول برای شما باقی می ماند.ا

این نکته را هم نباید نادیده گرفت که مبلغ وعده داده شده 6 ماه بعد با چک  6 ماهه پرداخت می‌شود. اگر تورم را در نظر بگیرید، بخار فقط به عنوان یک رد به شما باز می گردد.ا

تمام اشتیاق شما از بین می رود، دیگر از نوشتن و حتی اگر چیزی بنویسید هم از انتشارش دلسرد می‌شوید.ا

شما تمام گنجینه‌ی کارهای بعدی خود را به صورت پیش نویس درون صندوق در انباری قرار می‌دهید. وجود بی سرو وصدای غم انگیز کتاب های چاپ شده‌ی شما در هر سایت فروش کتابی شما را ناراحت می کند. شما اکنون نویسنده‌ای دلشکسته هستید.ا

ما هم این روند را طی کردیم. جمله “اما سیستم اینگونه است” در هر مرحله در مقابمان ظاهر می‌شد. فکر نمی‌کنم کسی بداند چه کسی این سیستم را اختراع، تأسیس و اجرا کرده است، اما از سود فروش کتاب، در عملکرد سیستم بسیار خوشحال است.ا

ما نمی‌خواستیم تحت عنوان خدمت وارد این عملیات استثماری چرخ سیستم موجود شویم، هدفمان این بود که «سیستم» خودمان را ایجاد و پیاده‌سازی کنیم تا تلاش‌هایمان هدر نرود.ا

دفتر مدیریت ادبیات بیلگیلی با موسس، مجری، قوانین روشن و درک کار و درآمد در هر مرحله، «سیستم» جدیدی است و دوش به دوش کادر علمی قوی خود را این راه را آغاز کرده است. ما به عنوان بخش مالی، برای کاهش هزینه‌ها و توزیع روزانه‌ی حق چاپ بسیار خسته خواهیم شد، اما می‌دانم که شما نویسندگان و ناشران شایسته‌ی آن هستید.ا

سیستم ما باورنکردنی، منصفانه و قوی است.ا

بیایید به جای نویسندگان دلشکسته، نویسندگانی باشیم که برای تولید هیجان دارند.ا

اکنون وقت شروع است! کار فراموش شده، در صندوق و قابل اعتماد خود را بیاورید. بگذارید کمیته انتخاب ما آن را ارزیابی کند.ا

به جای سیستم اول ما کسب درآمد کنیم، بعد شما،ا

اول شما شروع به کسب درآمد می‌کنید بعد ما.ا

بلگین بیلگیلی.ا

مدیر مالی

Belgin BİLGİLİ